İçeriğe geç

Yemekhane – Yurt Zamları ve Öğrenci Mücadeleleri

Üniversiteler kurulduğu günlerden bu yana öğrencilerin çeşitli mücadelelerine sahne olmuştur. Bunlar bazen mevcut iktidara karşı olmuş bazen gericiliğe, faşizme karşı olmuş bazen de öğrenci hak mücadeleleri şeklinde kendini göstermiştir. Teknik Üniversite de bu mücadelelerden bağımsız bir yer değildir hatta öyle ki çoğu zaman bu mücadelelerin başlangıç noktası olmuştur. Bu yazıda da bu mücadeleleri biraz özelleştirip yakın geçmişteki hak mücadelelerini irdelemeye çalışacağım.

Üniversitelerdeki hak mücadeleleri uzun yıllardır sürüyor. Hepimizin de tahmin edeceği üzere parasız, bilimsel, laik eğitim bu mücadelelerin başlıca çıkış noktası. Harçların kaldırılması için de yıllardır mücadele edilmiş sonunda bu mücadele başarıya ulaşmıştı. Aynı zamanda üniversitelerde barınma ve beslenme hakları da parasız eğitim taleplerinin içinde yer alır. Zaten üniversite eğitimi bir bütündür dolayısıyla barınma, beslenme hakları da üniversite eğitiminden ayrı sayılamaz öyle ki hali hazırda devlet, üniversitelere bu haklar için de bir bütçe ayırmaktadır tabii bu bütçenin büyüklüğü asıl tartışma konusu. İTÜ’nün 2018 bütçesi 494.820.000 iken, ODTÜ bütçesi 490.017.000, Boğaziçi bütçesi 273.562.000 TL’dir. Bunun yanında Diyanet’in 2018 bütçesi 7.774.183.000 TL’dir. Türkiye’nin en iyi üç devlet üniversitesinin bütçeleri toplamı ancak Diyanet bütçesinin küsuratıyla yarışabilir konumdadır. Aynı zamanda eğitimde gericileşme de gündemdedir. İmam Hatip sayıları gitgide artmakta, müfredat gericileşmekte, üniversitelere laboratuvar değil sürekli cami yapılmakta ve iktidarın desteklediği topluluklar güçlendirilmeye çalışılmaktadır. Hal böyleyken üniversitelerdeki parasız, bilimsel, laik eğitim talepleri çok daha büyük önem taşımaktadır. Yine benzer nedenlerden ötürü üniversiteler de siyasetten veya ülke durumundan bağımsız olamazlar.

Gelelim son yıllardaki Teknik Üniversite’nin gündeminde olan mücadelelere.

Gezi öncesi ve hemen sonrası, öğrencilerin aktif bir şekilde okul gündemlerine müdahale ettiği, haklarını savunduğu, zamlara karşı ülke gündemine karşı söz söylediği ve başarılı eylemler yaptığı bir dönemdi. Yurtlarda zam yapıldığında dahi öğrenciler hemen haklarını savunmak üzere eylemler yapıyordu ve bu eylemler de genel olarak başarıya ulaşıyordu. Öyle ki dergimizin 6. sayısında bunlardan birçok örnek vererek “Beş Yılda İTÜ” isimli bir yazı da kaleme almıştık. Yurt eylemleri genel olarak çoğunluğu alt ve orta kesim gelir grubunda bulunan emekçi kesimlerin çocukları diyebileceğimiz Vadi yurdunda başlayıp tüm yurtları dolaşarak gerçekleşiyordu. Örnek vermek gerekirse 2014 senesinde yapılan yurt zamları aşağıda görseli bulunan eylemle yarı yarıya düşmüştür.

Bunun yanı sıra yemekhane ve kantin eylemleri de öğrenciler için önemli yer tutmaktaydı. Öğrenciler hafta sonu yemekhane çalıştırılması ve kantinlerin öğrenci kantini olarak işletilmesi konusunda birçok eylem yaptılar. Hafta sonu da yemekhanenin açık olması fikri eski rektör tarafından kabul edilmişti fakat yürürlüğe giremeden 2. seçildiği halde Cumhurbaşkanı tarafından atanan mevcut rektör göreve gelmiştir. Kantinlere yapılan boykotlar da büyük ses getirmiş özellikle Maçka, Taşkışla ve Vadi kantinlerinde önemli kazanımlar elde edilmiştir. Asıl sorun ise genel olarak elde edilen kazanımların korunamaması.

Mücadele eden öğrenciler mezun oldukça yerine gelen öğrenciler genel olarak Teknik Üniversite kültürüne alışma süreci geçiriyor, bu tarz eylemleri gördükçe de bu kültürü devam ettirme gayreti gösteriyorlardı. Ancak OHAL’le birlikte üniversite kimliği iktidar tarafından tamamen baskı altına alınmaya çalışılmış, hak arayan öğrencileri terörist ilan etmeye varan açıklamalarla üniversitelere saldırılar hız kesmeden devam etmiştir. Üstüne KHK’lar ile atılan akademisyenler de bunu farklı bir boyuta evriltmiş ve üniversitelerin içi boşaltılmaya çalışılmıştır. Üniversitelerdeki dayanışma ve mücadele kültürü de elbette sekteye uğramıştır. Özellikle Teknik Üniversite’de önemli bir yer tutan bu mücadele kültürü, üniversitelerin bilimi baz alarak değil de sermayeyi ve piyasayı baz alan ve eğitimi de bu yöne çeken tamamen piyasaya ara eleman yetiştiren bir kimliğe bürünmeleri sonucu büyük yaralar almıştır.

Perspektif Dergisi, üniversitelerdeki bu yozlaşmaya karşı da gerek kültür sanat kulüpleri ile gerek Fikir Kulüpleri Federasyonu gibi laik, bilimsel eğitimi ve aydınlanma değerlerini savunan gençlik örgütleriyle dayanışma halindedir.

Bunun en önemli örneklerinden biri de şuan İTÜ Sosyal facebook grubunda dolaşımda olan Tiyatro(skeç), inşaat önünde dans eden kadın videosu ve tabii Vadi yemekhanesi kapanması sonucu başlayan Vadi yürüyüş çağrısıdır. Bu gibi eylemler de üniversitelerdeki dayanışma ve mücadele kültürünün hala yaşadığını göstermektedir. Her ne kadar son zamanlarda sekteye uğramış olsa da bu kültürü yaşatmak her Teknik Üniversite öğrencisinin görevidir. Piyasacılık anlayışının üniversite kültürüyle hiçbir bağı yoktur. Üniversiteler, aydınlanma ve bilim merkezleridir ve yapıları gereği de muhalif olmaları gerekmektedir zira halkı her zaman ileri çekmek en asli görevlerindendir. Özellikle devlet üniversitelerinin ve öğrencilerinin halka karşı sorumluluğu kaçınılmaz bir gerçektir.

Son olarak hali hazırda Teknik üniversitelerde mücadele eden ve her öğrencinin yararlanacağı öğrenci haklarını savunmak için elini taşın altına koyan tüm öğrencilerin mücadelelerini buradan selamlayalım. Herkesi de fiili olarak destek olmaya çağıralım. Tanım olarak da birey olmak bunu gerektirir.

Zira memleketin en önemli felaketidir birey olamama sorunu…•