İTÜ’deki üç tiyatro topluluğundan biri olan Taşkışla Sahnesi, Taşkışla’da hali hazırda bir tiyatro sahnesi olmadığından çalışmalarını koridorlarda ve boş sınıflarda sürdürmüş; sergilemelerini de okulda alternatif mekanlar üreterek ya da bulunan mekanları alternatif metodlarla değiştirerek seyirciye ulaştırmıştır. “Çalışma mekanı” Taşkışla Sahnesi için fiziksel bir sorun olmanın yanında politik bir mesele haline gelmiştir. Bunun yanında ise Taşkışla’daki 126 numaralı amfinin (Berkin Elvan amfisi) bir tiyatro sahnesine dönüştürülmesi için de çaba göstermiştir.

2007 yılında Kültür Sanat Birliği’ne bağlı bir kulüp haline gelen topluluk ilk çalışma mekanı olarak Taşkışla’nın ana girişinin altındaki otopark katıyla hemzemin habitat holünde çalışmaya başladı. Habitat holü temizlik açısından uygun bir mekan olmamasına rağmen tiyatro çalışmaları yapabilecek koşulları sağlamaktaydı. Bunun yanı sıra o yıllarda okul yönetimiyle kurulmaya çalışılan diyalog sonunda topluluk yine habitat holüne açılan 5 m2’lik bir oda alabildi. Ancak bu süre dahilinde de sorunlar yaşanmıyor değildi ve günlerden bir gün, 2013 yılının sonunda habitat holüne grubun haberi olmaksızın veya alternatif bir çalışma mekanı önerilmeden artan kontenjanlar sebep gösterilerek prefabrik cam sınıflar yapıldı. O tarihten itibaren Taşkışla Sahnesi çalışmalarını 213 nolu sınıfta ve önündeki koridorda sürdürmekte. Ancak çalışma mekanı alanındaki zorluklar yaşanmaya devam etti. 2015-2016 eğitim öğretim yılında ise 213 için verilen dilekçe yönetim tarafından kabul edilmedi ve yine habitat holünde iki ana kapı arasındaki boşluk çalışma yeri olarak gösterildi. (Habitat holü prefabrik cam sınıflar yapıldıktan sonra tiyatro çalışması için uygun olma özelliğini kaybetmişti, bunun olmasındaki en büyük etken çalışma alanının daralmasından çok yapılan prefabrik sınıfların habitat holüne öğrencilerin çalışma alanı işlevi getirmesi ve holdeki en ufak bir sesin tüm cam sınıflarda daha yüksek bir gürültüye dönüşmesiydi.) Taşkışla Sahnesi fakülte içerisindeki başka insanların veya toplulukların çalışma yapmasını engellemeyecek şekilde çalışma yapabileceği gerçeğiyle 213 nolu sınıfta ve muhtelif yerlerde çalışmaya devam etti. Bu süreçte yönetimin talimatlarını uygulayan güvenlik görevlileri tarafından çalışma için gösterilen mekana gidilmesi için uyarıldı, gidilmeyeceği söylendiğinde gruptaki insanların isimleri alındı. Daha sonrasında, Taşkışla Sahnesi’ndeki başka üniversitelerde okuyan insanların bahsedilen alana gidilmediği sürece Taşkışla’ya alınmayacağı tehdidinde bulunuldu, Taşkışla sahnesinin dekanla görüşme talebi reddedildi, 213 ve ikinci kat koridorundaki diğer sınıflar ‘’elektrik aksamındaki arıza’’sebebiyle 17:00’den sonra kilitlenmeye başlandı. Taşkışla sahnesi bu durumu kamusallaştırmak, grubun görünürlüğünü arttırmak için üniversite mekanlarını dönüştürmenin oyunsal bir icadını yaparak ‘’Herkese Açık Prova’’ adını verdiği etkinlikler düzenledi. Bu durumun kamusallaşması devam ederken, provalar da devam ediyordu. Yönetimin kesinkes talimatı olan İTÜ dışından gelen Taşkışla Sahnesi üyelerinin içeri alınmaması ile topluluk pazar günü provasını okulun kapısı önünde gerçekleştirip bu duruma tepkisini de kamusallaştırma sürecine dahil etti. Bu yıl olan yönetim değişikliği sebebiyle Taşkışla Sahnesi yönetimle yeni ilişkiler kurmaya başlamakta ve bunun sonucunda 213 numaralı sınıfta çalışmalarını sürdürebilmektedir.

Mekansızlık problemi Taşkışla Sahnesi’nin üretim sürecine hep dahil olagelmiştir. Daha önceki gösterimler habitat holü, 127 numaralı konferans salonunun önündeki hol gibi Taşkışla’nın muhtelif yerlerinde gerçekleştirilmiş; hatta geçtiğimiz iki yıl ‘Gargantua’nın Pek Garip ve Korkunç Hikayesi’ni oynayan Taşkışla Sahnesi ilk kez Taşkışla orta bahçede gösterim yapmıştır. Bu yıl ise ‘Gecede İki Gölge’ adlı temel eğitim prodüksiyonunu bu sefer 213 no’lu sınıfı dönüştürerek sergilemektedir.
Kâr amaçlı kuruluşların öğrenci faaliyetlerini kendi gelirleri için prestij olarak görerek üniversitelerde mesken tuttuğu ve üniversite yönetimlerinin öğrencileri bu doğrultuda teşvik ederek buna çanak tuttuğu, bunun dışında alternatif işler yapmaya çalışan topluluklara köstek olunan günümüzde üniversite tiyatrosu geleneği, kaybolmakta olan ‘’üniversite kimliği’’nin önemli bir parçası haline gelmiştir. Son dönemde ise ülke genelinde yaşanan olaylar neticesinde gerek akademik mecrada gerekse öğrenciler üzerindeki baskılar ciddi manada artmıştır. Bu sebeple önümüzdeki süreçte Taşkışla Sahnesi’ne ve diğer öğrenci odaklı faaliyetler yürüten topluluklara düşen sorumluluklar artacak gibi gözükmektedir.

Müjdat Gezen Sanat Merkezine yapılan kundaklama girişiminden sonra Taşkışla Sahnesi ve Perspektif ekibinin ortak ziyareti.
